Aile Hukuku (Boşanma)

Uzman Boşanma Avukatı Ekibimiz, boşanma davalarının açılması ve takibi hizmeti vermektedir.

Boşanma Davası Bilgileri ve 2020 Ücretleri

Boşanma davalarında, İstanbul ve genelinde boşanma avukatı olarak hukuki destek sağlamaktayız. Boşanma avukatı olarak hukuki destek sağlarken müvekkillerimizin haklarını koruyarak, davalarının en kısa zamanda olumlu olarak sonuçlandırılabilmesini hedef almaktayız. Alanında tecrübeli ve uzman boşanma avukatı ekibimizle boşanma davaları öncelikli olmak üzere, aile hukukundan kaynaklı tüm alanlarda hukuki destek sağlamaktayız. Hukuk sistemi içerisinde oluşan etik kurallar çerçevesinde taleplerinizi karşılayabilecek çözümler üretmek öncelikli amaçlarımızdandır. İstanbul Boşanma avukatı aramanız halinde İstanbul genelinde bizimle iletişime geçebilirsiz.

Boşanma Davası Ücretleri Ne Kadar ?

Boşanma Davası Hakkında

Boşanma, evlilik birliğinin kanunlar çerçevesinde sona erdirilmesidir. Boşanma, Türk Medeni Kanunu içerisinde düzenlenen boşanma nedenlerinden bir veya birkaçının bulunması halinde hakim tarafından boşanma kararı verilmesi halinde gerçekleşebilmektedir. Evlilik; kadın ile erkek arasında kanun çerçevesinde ortak bir yaşam kurulmasıdır. Evlenen kişiler ortak bir yaşam kurarak yeni bir aile oluşturmaktadır. Farklı kültürlerde, ailelerde ve ortamda yetişmiş iki kişinin yaşamlarını birleştirerek yeni bir aile kurmaları bazen karmaşa içerisinde bir durum da yaratabilmektedir. Bu nedenle, farklı kültürde ve ailede yetişmiş iki kişinin yeni oluşan aile içerisinde evlilik birliğini devam ettirebilmesi için bazı şartları ve sorumlulukları yerine getirmeleri gerekmektedir.

Boşanma Davası Nasıl Açılır?

Evlilik içerisinde taraflardan birisinin veya her ikisinin de boşanmak istemesine göre boşanma davası türlerinden birisine göre boşanma davası açılabilecektir. Öncelikli olarak, taleplere göre tarafların anlaşmalı boşanma davası ile mi çekişmeli boşanma davası ile mi boşanabilecekleri tespit edilmelidir. Tarafların her ikisinin de boşanmaya karar vermiş olması ve boşanmanın tüm unsurlarında anlaşmaya varmış olmaları halinde anlaşmalı boşanma yolu ile boşanmaları mümkün olabilecektir. Aksine, taraflardan sadece birisinin boşanmak istemesi veya her ikisi de boşanmak istemesine rağmen boşanman tüm unsurlarında anlaşma olmaması hallerinde çekişmeli boşanma davası yolu ile boşanma davası açılması gerekmektedir. Çekişmeli boşanma davası yolu ile dava açacak olan eş açısından kanunda belirtilen boşanma nedenlerinden en az birisinin gerçekleşmiş olması halinde, bu eşin boşanma nedeni olarak değerlendirdiği iddialarını ve iddialarının ispatı olarak gördüğü delillerini içeren bir dava dilekçesi hazırlaması gerekmektedir. Bu nedenle, boşanma davası açacak kişilerin uzman bir boşanma avukatından destek almaları yaşanabilecek hak kayıplarını engellemek için önemlidir. Hukuki bilgisi olmayan bir kişi tarafından hazırlanmış olan bir dava dilekçesi ile açılan davada, telafisi mümkün olmayan sonuçlar oluşabilmekte ve kişilerin hak kaybına neden olabilmektedir.

Boşanma Davası Dilekçesi Nasıl Yazılır ?

Boşanma Davalarında Görevli Mahkeme

Boşanma davaları açısından görevli mahkemeler aile mahkemeleridir. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemeleri aile mahkemesi sıfatı ile boşanma davaları ve aile hukukundan kaynaklı tüm davalar açısından görevli mahkeme olarak düzenlenmiştir. Boşanma davalarının aile mahkemesi veya aile mahkemesinin bulunmadığı yerlerde asliye hukuk mahkemelerinde açılması halinde mahkeme, görevsizlik nedeni ile açılan davayı reddetmek zorundadır.

Boşanma Davalarında Yetkili Mahkeme

Boşanma davası açmaya karar veren kişi, eşlerden birisinin mevcut ikametgahında boşanma davası açabileceği gibi boşanma davası açma tarihinden altı ay öncesine kadar eşlerin birlikte yaşadıkları ikametgahın bulunduğu yerde de boşanma davası açabilir.

Boşanma davalarında kesin yetki bulunmamaktadır. Taraflardan birisi eşini terk edip başka şehirde yaşamaya başlamış olsa bile yaşadığı ilde de boşanma davası açabilecektir.

Boşanma Davalarında Süreç

Boşanma davası, tarafları psikolojik olarak etkileyebilmekte ve onlar açısından yıpratıcı bir süreç olabilmektedir. Çekişmeli boşanma davaları ortalama 1,5 – 2 yıl kadar sürebilmektedir. Boşanma davalarında, öncelikli olarak davacı tarafından hazırlanmış dava dilekçesi ekleri ile birlikte mahkeme tarafından davalıya gönderilmektedir (tebliğ edilmektedir). Davalı tarafından dava dilekçesine karşı cevap dilekçesi yazılması halinde cevap dilekçesi davacıya gönderilecektir (tebliğ edilecektir). Sonrasında cevaba cevap dilekçesi ve ikinci cevap dilekçesinin sunulması halinde bu dilekçelerin de taraflara tebliği ile dilekçeler aşaması sona ermiş olacaktır. Dilekçeler aşamasının tamamlanmasından sonra mahkeme tarafından duruşma günü belirlenerek taraflara tebliğ edilecektir.

İlk duruşma ön inceleme duruşması olarak adlandırılmaktadır. Ön inceleme duruşması ile tarafların iddia, savunma ve beyanlarının tespiti sonucu anlaşma (sulh olma) ihtimalinin olup olmadığı taraflara sorulacaktır. Tarafların delillerini sunmamış ve tanıklarını bildirmemiş olması halinde, delil sunmak ve tanıkları bildirmek üzere taraflara süre verilmektedir. Ön inceleme aşaması tamamlandıktan sonra tahkikat aşamasına geçilerek, delillerin mahkeme dosyasına celbi ve tanıkların dinlenmesi işlemleri gerçekleştirilecektir. Tüm delillerin toplanması ve gerekli araştırmaların yapılması sonucunda hakim tarafından dosya hakkında karar verilecektir.

Boşanma Davası Süreci Nasıldır ?

Boşanma Davalarında Duruşmalara Katılım

Boşanma davalarında davacı, kendisini avukat ile temsil ettirmiyor ise duruşmalara katılmak zorundadır. Davacı, mazereti olmadan duruşmalara katılmadığı taktirde, dosya takipsizlik nedeni ile müracaata bırakılmaktadır. Davalı, duruşmalara katılmak zorunda değildir. Ancak, dava ile ilgili savunmalarını ve taleplerini sunmak için duruşmalarda bulunması veya kendisini avukat ile temsil ettirmesi gerekmektedir.

Anlaşmalı boşanma davası ile taraflar boşanmaya karar vermişlerse tarafların ikisinin de duruşmaya katılmak zorundadırlar. Anlaşmalı boşanma davalarında, taraflar kendilerini avukat ile temsil ettiriyor olsalar dahi duruşmaya kendilerinin de katılması gerekmektedir. Taraflar anlaşmalı boşanmanın gerçekleştirileceği duruşmaya katılmaması halinde boşanma kararı anlaşma çerçevesinde gerçekleşemeyecektir.

Boşanma Davaları İçin Avukat ile Temsil Zorunlu mudur?

Boşanma davalarının bütün aşamalarda, baştan sona takibi zorlu bir süreç içermektedir. Avukatlar aracılığı ile sağlanan hukuki destek olmadan boşanma davalarının takibi zorlayıcı bir durum olabilmektedir. Boşanma davalarında, hukuk çerçevesinde dilekçelerin yazılabilmesi, işlemlerin kanunlara uygun yapılmasının kontrol edilebilmesi, dosyaya eklenen evrakların kontrol edilerek değerlendirilmesi ve duruşmalara katılarak tüm konularda beyanda bulunabilmesi için avukat tarafından hukuki davanın takip edilmesi gerekmektedir. Ayrıca; eşinden şiddet gören birisi varsa koruma kararının aldırılması ve süresinin bitimi ile koruma kararının ihlali halinde yapılması gerekenler avukat tarafından gerçekleştirilecektir.

Boşanma Davalarının Aşamaları

Taraflardan birisi veya ikisinin birden boşanmaya karar vererek bu doğrultudaki iradelerini yansıtacak şekilde dava açmaları halinde boşanma süreci başlamış olacaktır. Boşanma sürecinin başlaması ile her iki taraf da bu durumdan olumsuz etkilenebilmektedir. Taraflar açısından öncelikle dilekçeler aşaması bulunmaktadır. Dilekçeler aşamasında; her iki taraf da evlilik birliği içerisinde boşanmaya neden olduğunu düşündükleri olayları, diğer tarafın evliliğe dair kusurlarını ve diğer taraftan talep ettikleri şeyleri belirtmektedir.

Dilekçeler aşaması sona erdikten sonra duruşmalar başlamakta ve bununla birlikte mahkeme tarafından tarafların delilleri toplanılmaktadır. Boşanma davası açılmış olsa bile bu hukuki süreç içerisinde taraflar hala evli olarak değerlendirilmektedir ve bu doğrultuda davranmaları gerekmektedir. Boşanma davası sonucu mahkeme kararı ile boşanmalarına karar verilinceye kadar taraflar hala evli olarak kabul edilmektedirler.

Boşanma Davasına İtiraz Hakkı

Türk Medeni Kanunu’nun 166. Maddesi doğrultusunda; davalı tarafça, boşanma davasını açan davacı tarafın daha ağır kusurlu olduğu düşünülürse davalının davaya itiraz hakkı bulunmaktadır. Davaya itiraz edilmesi halinde, davacı tarafından davalının evlilik birliği içerisinde daha kusurlu olduğunun ispatı gerekmektedir. Boşanma davasına itiraz süresi, davacı tarafından hazırlanan dava dilekçesinin mahkeme tarafından davalıya tebliğ edilmesinden itibaren başlamaktadır. Dava dilekçesinin kendisine tebliğ edilmesinden itibaren davalının iki haftalık kesin süresi bulunmaktadır. İtiraz hakkının kötüye kullanılıp kullanılmadığı mahkeme tarafından tespit edilecektir.

Adli Tatilde Boşanma Davası Açılabilir mi?

Adli tatil, her yıl 20 Temmuz ile 31 Ağustos tarihleri arasında uygulanmaktadır. Adli tatil, genellikle hakimler ve mahkeme personeli için düzenlenmiş olup hakimler adli tatil süresi içerisinde duruşma tarihi belirlememektedir. Adli tatilde duruşma yapılmıyor olması, boşanma davası açılamayacağı anlamını taşımamaktadır.

Boşanmaya karar veren kişi, adli tatil tarihleri arasında da dava açabilmekte ancak adli tatil süreleri içerisindeki bazı işlemler adli tatil sonrasına bırakılmaktadır. Boşanma davasında, adli tatil tarihleri arasında verilecek dilekçeler açısından kesin süre işlememektedir. Bu genel kuralın aksine gecikmesinde zarar doğabilecek durumlara ilişkin işlerde mahkemeler adli tatil süresi içerisinde de bu işlemlere ilişkin işlerini yerine getirmeye devam edecektir. İhtiyati haciz, ihtiyati tedbir, nafaka, velayet ve vesayet gibi talepler bunlara örnektir.

Hamileyken Boşanma Davası Açılması

Kadın hamile olduğu dönemde de boşanma davası açabilir. Buna bir engel bulunmamaktadır. Hamile kadın analaşmalı olarak da çekişmeli olarak boşanma davası açabilir. Anlaşmalı boşanma davası açabilmek için taraflar arasındaki evliliğin 1 yılı doldurmuş olması gerekmektedir. Pratikte en fazla sorulan sorular arasında, kadının hamile olduğu dönemde boşanmanın nasıl gerçekleşeceği, çocuğun velayetinin ne zaman ve kime verileceği, çocuk açısından nafakaya karar verilip verilmeyeceğidir.

Kadın hamile olduğu dönemde boşanma davası açabilir. Hamile olan kadının herhangi bir gelirinin bulunmaması halinde boşanma davasını açtığı zaman dava sürecinde tedbir ve dava bitiminden sonra yoksulluk nafakası olarak devam edecek şekilde talepte bulunabilir. Ayrıca, çekişmeli boşanma davalarının uzun sürebilecek olması nedeni ile çocuğun doğumu halinde çocuk adına tedbir nafakası, dava sonucunda da iştirak nafakası olarak devam etmesi şeklinde talepte bulunabilir. Boşanma davasının devam ettiği dönemde bir dilekçe ile nafakaya ilişkin olarak ara karar düzenlenmesi talep edilebilmektedir.

Çocuğun velayeti de önem arz etmektedir. Doğum ile birlikte çocuğun süt ihtiyacı, gözetimi ve bakımı dikkate alınarak yeni doğan çocuğun anne bakımına muhtaç olması nedeni ile velayeti anneye verilmektedir.

Boşanmaların artma nedenleri?

Toplumumuzda; genel olarak nesil devam ettirmek amacıyla dünyaya çocuk getirilmesi ve yalnız ölme korkusu gibi nedenlerle evlenme düşüncesi oluşmakta ve bu gibi nedenlerle de evlilikler gerçekleştirilmektedir. Evlilik birliği içerisinde eşlerin birbirlerine karşı sorumlulukları bulunmaktadır. Evlilik gerçekleştirilirken tarafların birbirlerine vermiş olduğu iyi günde, kötü günde sözü birbirlerine karşı saygılı olmaları, birbirlerini tamamları ve iyi günde de kötü günde de bir arada olmaları gibi durumlar gerektirmektedir. Kişiler evlenirken her zaman birlikte olacaklarını düşünerek evlenmektedir. Sonuç olarak kimse boşanacağını düşünerek evlilik gerçekleştirmemektedir.

Evliliğin olumlu da olumsuz da tarafları olduğu düşünülebilmektedir. Evlenen kişilerin hepsi evlilik birliğini devam ettirememekte ve bazıları boşanmaya karar verip boşanma davası açarak evliliklerini sonlandırmak istemektedirler. Son yıllarda ülkemizde de boşanma oranları artmış ve evlilik kurumuna karşı olan olumlu düşünceler azalmaya başlamıştır. Boşanma, evlilik birliğinin resmi ve yasal olarak sonlandırılmasıdır. Tarafların evliliğini sona erdirebilmek için boşanma davası açılması zorunludur.

Boşanma davası açmadan kişiler arasındaki evlilik birliğinin sona ermesi sadece eşlerden birisinin ölümü halinde gerçekleşebilmektedir. Eski dönemlere kıyasla son dönemlerde boşanma oranları arasında büyük farklar bulunmaktadır. Boşanmaların son dönemlerde artmasında sosyal yapıdaki değişmeler, teknolojik gelişmeler ve ekonomik durumların değişmesi gibi nedenlerin de etkisi bulunmaktadır.

Evliliklerin sona erdirilmesinde önemli nedenlerden birisi de eşlerin ailelerinin evlilik birliğine olan müdahaleleridir. Bu durum, eşlerin birbirlerine karşı davranışlarını etkileyebilmekte ve ilişkiyi zedelemektedir. Eşlerden birisinin veya her ikisinin ailesinin de evliliklerine, yaşamlarına, ev içerisindeki durumlara müdahale etmeleri olumsuz sonuçlar yaratabilmektedir. Bu nedenle, ailesinin müdahalesine maruz kalan eş, ailesi ile eşi arasında kalabilmekte ve evlilik birliğini devam ettirmekte sorunlar yaşayabilmektedir.

Ülkemizde, evlilik birliği içerisinde aldatma oranlarının artması da evlilik kurumuna olan saygıyı ve inancı azaltabilmektedir. Sosyal medyanın yaygın olarak kullanılması bu durumu daha fazla artırabilmektedir. Sonuç olarak aldatılan eş, boşanma davası açmak sureti ile kusurlu olan eşten boşanmak istemektedir.

Boşanma Davalarında Deliller

Davacı taraf açmış olduğu boşanma davasında ileri sürdüğü iddiaları ispatlayabilmek, davalı taraf da davacının iddialarının doğru olmadığını ispatlayabilmek için karşı delil sunabilmektedir. Davalı iddialarını ispatlayamazsa davası reddedilmekte, davalı da davacının iddialarının haksız olduğunu ispatlayamazsa dava aleyhine sonuçlanmaktadır.

Taraflarca sunulan delillerin mahkeme tarafından kabul edilebilmesi için hukuka uygun delil niteliğinde olması gerekmektedir. Kişi haklarını ihlal eden ve hukuka aykırı olan delillerin taraflarca sunulması halinde, bu deliller mahkeme tarafından reddedilmektedir. Hukuka aykırı delilin mahkemeye sunulması halinde, delili sunan ve ona tedarik eden kişiler hakkında savcılık tarafından soruşturma başlatılabilmekte ve ceza davası açılabilmektedir.

Eşlerden birisinin aldatılması halinde; bu duruma bağlı dava açan eş, aldatıldığını ispat edebilmek için mesaj içeriklerini, telefon aramalarını veya hukuka uygun fotoğrafları delil olarak sunabilecektir. Bunun yanında, tanık delili de iddialarını ispatlamak için destekleyici olabilmektedir. Yalan tanıklık yapılması kanunen suç oluşturmaktadır. Bu nedenle, tanıkların doğruyu söyleme yükümlülükleri bulunmaktadır.

Boşanma Davalarında Velayet

Boşanma davalarında velayet, Tarafların müşterek çocuklarının bulunması halinde mahkeme tarafından, davanın devam ettiği dönemde geçici, davanın neticelenmesi ile birlikte ise yeni bir durum oluşuncaya kadar çocukların velayeti eşlerden birisine verilmektedir. Velayet hakkı verilmeyen eş ile çocuklar arasında ise şahsi münasebet tesisi kurulmaktadır.

Çocukların, belli bir yaşa kadar olağanüstü bir durumun olmaması halinde annenin gözetimine ve bakımına ihtiyaç duyması nedeni ile velayetleri anneye verilmektedir. Velayet konusunda taraflar arasında anlaşmazlık bulunması halinde mahkeme tarafından uzman bir pedagogun rapor düzenlemesi istenmektedir. Uzman pedagog, anne-baba ve çocuklar ile görüşerek çocuğun gözetimi, bakımı ve yetişmesi açısından hangi ebeveyn ile birlikte yaşamasının daha uygun olacağı yönünde görüş bildirmektedir. Mahkeme tüm değerlendirmeler sonucunda çocuğun menfaati doğrultusunda karar vermektedir.

Boşanma Davalarında Nafaka

Boşanma davası açıldığında, dava tarihinden başlamak üzere tedbir nafakası talep edilebilmektedir. Tedbir nafakası davanın devam ettiği dönemde, mahkeme tarafından verilen karar kesinleşinceye kadar devam etmektedir.

Taraflardan birisi, gelirinin bulunmaması veya boşanma nedeni ile yaşam seviyesinin düşmüş olması nedeni ile dava süresince tedbir, karar kesinleştikten sonra yoksulluk nafakasına karar verilmesini talep edebilmektedir. Ayrıca, müşterek çocuk adına davanın devam ettiği dönemde tedbir, karar kesinleşince iştirak nafakası ödenmesi talep edilebilecektir.

Boşanma Davalarında Tazminat

Boşanma davalarında tazminat, Çekişmeli boşanma davalarında, taraflar boşanma ile birlikte evliliğin sona ermiş olması nedeni uğradığı maddi ve manevi zararlarının tazminini de talep edebilmektedir. Bu nedenle, evliliğin sona ermesinde kusurlu ve sorumlu olan tarafın tespiti gerekmektedir. Tazminat, tek bir tarafın kusurlu olması halinde, kusurlu olan tarafça veya iki tarafında kusurlu olması halinde daha çok kusurlu olan tarafça diğer tarafa ödenmektedir. Kusursuz olan eşin tazminat sorumluluğu bulunmaz.

Boşanma Davalarında Mal Paylaşımı

Mal paylaşımı talebi boşanma davası ile birlikte yapılabileceği gibi ayrı bir dava ile de gerçekleştirilebilmektedir. Mal paylaşımı talebinin boşanma davası ile birlikte talep edilmesi halinde mal paylaşımı talebi boşanma davasından ayrılmakta ve ayrı bir dosya üzerinden davası görülmektedir.

Mal paylaşımı davasının boşanma davasının sonucuna bağlı olması nedeni ile mal davasının devam edebilmesi için boşanma davasının sonuçlanmış olması gerekmektedir. Bu nedenle; boşanma davası, mal rejimi davası için bekletici mesele yapılmaktadır. Boşanma davasında verilen karar kesinleşmeden mal rejimi davasında karar verilememektedir.

Boşanma Davası Sonrası Bekleme Süresi (İddet Müddeti)

Boşanma karar verilmesinden sonra kadının yeniden evlenebilmek için beklemesi gereken süre bulunmaktadır. Bekleme süresi sadece kadınlar yönünden yapılmış bir düzenlemedir.

Kadınlar yönünden boşanmadan itibaren yeniden evlenebilmek için düzenlenen bekleme süresi, boşanma kararının kesinleşme tarihinden itibaren 300 (üçyüz) gündür. Kararın kesinleşme tarihinin üzerinden 300 gün geçmesi halinde kadın evlenebilmektedir. Kadın, bekleme süresi içerisinde boşandığı kişiden başka birisi ile evlenmek istiyorsa bekleme süresinin kaldırılması için dava açmak zorundadır.

Boşanma Davası Türleri

Anlaşmalı boşanma davası ve çekişmeli boşanma davası olmak üzere iki çeşit boşanma davası türü bulunmaktadır.

Anlaşmalı Boşanma Davaları

Anlaşmalı boşanma davaları tek duruşmada sonuçlanması nedeni ile en kısa boşanma davası türüdür.

Anlaşmalı boşanma davası açılabilmesi için;

  • Evlilik birliğinin en az bir yıl sürmüş olması gerekmektedir.
  • Tarafların ikisinin de boşanmaya karar vermiş olması gereklidir.
  • Tarafların boşanmaya bağlı diğer unsurlar yönünden de anlaşmış olmaları gerekmektedir. Velayet, nafaka, mal rejimi gibi hususlarda,
  • Tarafların tüm bu konuları içeren boşanma protokolü imzalamaları gerekmektedir.
  • Her iki tarafın duruşmaya katılarak hakim karşısında boşanma protokolünü kabul ettiklerini beyan etmeleri gerekmektedir.


Anlaşmalı boşanma davası ile boşanmaya karar veren taraflar, boşanma avukatı ile birlikte boşanma protokolü düzenlemeli ve her iki taraf protokolü imzaladıktan sonra, tarafların anlaşmalı olarak boşanmaya karar verdiklerini gösteren bir dilekçe ile birlikte mahkemeye sunulmalıdır.

Anlaşmalı boşanma davalarında; hakim, tanık dinlememekte ve delil değerlendirmesi yapmamaktadır. Anlaşmalı boşanma davaları, delil değerlendirilmesi yapılan bir dava türü değildir. Hakim, tarafların düzenlediği protokolün hukuka uygun olup olmadığını denetleyerek, hukuka uygun olması halinde duruşmada tarafların protokoldeki şartlarda boşanmayı kabul edip etmediklerini onlara sormaktadır. Tarafların düzenlediği protokolün hukuka uygun olması ve duruşmada her iki tarafça kabul edilmesi halinde, mahkeme tarafından protokol doğrultusunda boşanma kararı verilecektir.

Anlaşmalı boşanma davalarında her iki tarafın da duruşmaya katılması zorunludur. Taraflar kendilerini vekil ile temsil ettiriyor olsalar dahi duruşmaya katılmak zorundadırlar.

Çekişmeli Boşanma Davaları

Çekişmeli boşanma davaları, tek duruşmada sonlanmayıp uzun sürebilen bir boşanma davası türüdür. Tarafların boşanma konusunda veya boşanmaya bağlı diğer hususlarda anlaşamamaları halinde çekişmeli boşanma davası açmaları gerekmektedir.

Çekişmeli boşanma davası açan kişi, boşanma talebi ile birlikte tazminat talebinde bulunuyorsa eşinin kusurlu olduğunu iddia ederek bunu ispat etmelidir. Ayrıca, şartların oluşması halinde nafaka talebinde bulunabilmekte, çocuğun gözetime ihtiyaç duyması halinde çocuğun menfaati düşünülerek velayet talebinde bulunabilmektedir. Bu nedenlerle davacı, dava dilekçesini hukuka uygun olacak şekilde özenle hazırlamalı ve ispatlamasının mümkün olmadığı iddiaları ileri sürmemelidir. Çekişmeli boşanma davaları, iddiaların ve savunmaların ispat edilebilmesi açısından önemli bir davadır. Davacı, açtığı boşanma davasında iddiasını ispat edemezse davası reddedilmektedir.

Boşanma Nedenleri Nelerdir?

Türk Medeni Kanunu’nda boşanma nedeni olarak görülen durumlar maddelerle sayılmıştır. Kanunda belirtilen nedenlerin dışında boşanma davası açılamamaktadır. Bu nedenle, boşanmaya karar veren kişi, boşanma nedenini ve bu boşanma nedeninin kanunda düzenlenen durumlardan hangisi içerisinde yer aldığını bilerek dava açmalıdır.

Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen boşanma sebepleri;

-Zina (aldatma)
-Evlilik birliğinin temelden sarsılması (şiddetli geçimsizlik)
-Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış
-Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme
-Akıl hastalığı
-Terk

Zina (Aldatma) Nedeni ile Boşanma

Evlilik birliği içerisinde, eşlerden birisinin bilerek ve isteyerek evlilik dışı cinsi münasebette bulunması sebebi ile açılabilecek boşanma davasıdır. Aldatıldığını (zina) öğrenen eşin buna bağlı dava açma süresi, bu durumun öğrenilmesinden itibaren 6 ay ve her halde zina eyleminin üzerinden 5 yıl geçmesi halinde düşmektedir. Zina nedeniyle boşanma davası özel boşanma nedenlerindendir. Aldatılan kişi, açtığı davada eşinin kendisini aldatarak kendisine karşı olan sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğini ispat etmesi gerekmektedir. Evlilik birliği içerisinde, eşinin kendisini aldattığını öğrenen ve daha sonra bu durumu affeden taraf, bu eyleme bağlı olarak dava açma hakkını kaybetmektedir.

Evlilik Birliğinin Temelden Sarsılması (Şiddetli Geçimsizlik) Nedeni ile Boşanma Davası

Evlilik birliğinin temelden sarsılması (şiddetli geçimsizlik) genel boşanma nedenidir. Taraflar arasındaki evlilik birliğinin dava açan kişi veya her iki taraf açısından artık çekilmez bir hal alması durumunda evlilik birliğinin temelden sarsılması nedeni ile boşanma davası açılabilmektedir. Taraflar arasında oluşan uyumsuzluk ve geçimsizlik şiddetinin boşanmaya karar verilebilecek boyutta olması gerekmektedir. Davayı açan kişi, evlilik birliğinin temelden sarsılmasında diğer tarafın daha fazla kusurlu olduğunu ispatlaması gerekmektedir. Davalı taraf, evlilik birliği içerisinde davacının daha ağır kusurlu olduğunu düşünmesi halinde açılmış olan davaya itiraz hakkı bulunmaktadır.

Hayata Kast, Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış Nedeni ile Boşanma

Eşlerden birisinin diğer eşe karşı öldürme niyeti ile hayatına kast etmesi, onuruna yönelik davranışlarda bulunması veya vücut bütünlüğüne yönelik saldırılarda bulunması halinde, bu nedenlere bağlı olarak dava açılabilmektedir. Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış nedeni ile açılacak boşanma davası, boşanma nedeninin öğrenilmesinden başlayarak 6 ay, her halde bu sebebin doğumunun üzerinden 5 yıl geçmesi halinde düşmektedir.

Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme Nedeni ile Boşanma

Eşlerden birisinin küçük düşürücü bir suç işlemesi veya haysiyetsiz bir hayat sürmesi halinde dava açılabilmektedir. İşlenen suçun küçük düşürücü olup olmadığı kanunda belirlenmemiştir. Ancak, toplum yapısı doğrultusunda hakimin kanaatine göre belirlenecektir. Ayrıca, eşlerden birisinin haysiyetsiz bir yaşamı alışkanlık haline getirmesi halinde de dava açılabilmektedir.

Her iki durum açısından da davayı açacak eş yönünden evlilik birliğin çekilmez bir hale gelmiş olması gerekmektedir. Bu nedenlere bağlı olarak dava açabilmek için hak düşürücü süre düzenlenmemiştir. Dava her zaman açılabilmektedir.

Akıl Hastalığı Nedeni ile Boşanma

Eşlerden birisinin akıl hastalığı yaşaması nedeni ile evlilik birliğinin diğer eş yönünden çekilmez bir hal alması ve bu hastalığın iyileşme ihtimalinin bulunmaması halinde dava açılabilmektedir. Akıl hastalığına bağlı olarak dava açılabilmesi için üç şart bulunmaktadır.

-Akıl hastalığının evlilik birliği içerisinde gerçekleşmiş olması gerekmektedir. Boşanma davası açıldığı dönemde eşin akıl hastalığının devam ediyor olması gerekmektedir.
-Akıl hastası olan eşin iyileşme ihtimali olmadığının resmi sağlık kurulu raporu ile tespit edilmesi gerekmektedir.
-Akıl hastalığı sonucu diğer eş açısından evlilik birliğinin çekilmez bir hal almış olması gerekmektedir.

Terk Nedeni ile Boşanma

Terk, özel boşanma nedenlerindendir. Ortak hayatı terk eden eşe karşı, bu nedenle boşanma davası açılabilmektedir.

Terk nedeni ile boşanma davası açabilmek için üç şart bulunmaktadır;

  • Eşlerden birisinin ortak konutu terk etmiş olması gerekmektedir. Aynı ev içerisinde yaşamaya devam edip yatakları ayırmak, cinsel temasta bulunmamak veya küs yaşamak bu durumu oluşturmamaktadır.
  • Terk eyleminin en az 6 ay devam etmiş olması gerekmektedir.
  • Terk eden eşe hakim tarafından ihtarda bulunulması ve buna rağmen eşin eve dönmemesi gerekmektedir.

Boşanma Avukatı

Hukuk büromuz, uzman ve tecrübeli boşanma avukatı ekibi ile sadece boşanma davalarının açılması ve devam ettirilmesi işlerinin dışında, tarafların evlilik öncesi ve sonrasındaki evlilik sözleşmeleri ile mal rejimi sözleşmelerinin hazırlanması, tarafların süreçlerle ilgili olarak bilgilendirilmesi gibi işlemlerde de hukuki destek sağlamaktadır. Vekalet ilişkisi güven anlayışına dayanmaktadır. Bu nedenle, güveneceğiniz bir boşanma avukatı, sizi en kısa sürede en doğru sonuca ulaştırmayı hedeflemelidir. Boşanma davaları iki türlüdür.

  • Anlaşmalı boşanma
  • Çekişmeli boşanma

Aile Hukuku (Boşanma)