Miras Hukuku

Miras Avukatı olarak tüm miras davalarında danışmanlık sağlamaktayız.

Türkiye genelinde miras avukatı arayan kişilere Karadağ Hukuk olarak yardımcı olabilmek amacı ile hukuki destek sağlamaktayız. Hukuk büromuz bünyesinde bulunan deneyimli ve uzman miras avukatı müvekkillere hukuki destek sağlamaktadır. Miras avukatı ekibimiz; miras hukuku kapsamındaki temel işlemlerden olan miras sözleşmelerinin oluşturulması, vasiyetname düzenlenmesi gibi işlemlerle, ortaklığın giderilmesi (izale-i şüyuu) davası, mirasın reddi davası, tereke tespiti davası, tenkis davası, muris muvazaası davası gibi davaların açılması ve veraset ilamının alınması ve intikal işlemlerinin gerçekleştirilmesi gibi tüm hukuki süreçleri takip etmektedir. Tüm bu süreçlerde müvekkillere danışmanlık hizmeti vererek onları en iyi şekilde temsil etmeyi hedeflemekteyiz.

İstanbul’da bulunan miras avukatı ekibimiz ile vasiyetnamenin düzenlenmesine ek olarak vasiyetin açılması ve vasiyetnamenin iptali gibi davalarda da hukuki destek sağlamaktayız. Miras hukuku kapsamında iki türlü mirasçı bulunmaktadır. Bunlardan birincisi miras bırakanın yasal mirasçıları, ikincisi ise miras bırakan tarafından atanmış mirasçıdır.

Yasal Mirasçı: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nda, miras hukukuna ilişkin genel düzenlemeler yapılmıştır. Türk Medeni Kanunu 495-501 arasındaki maddelere göre miras bırakanın kan hısımlığına bağlı mirasçıları olan altsoyu, sağ kalan eş ve evlatlık yasal mirasçılarıdır.

Atanmış Mirasçı: Miras bırakanın, özgür iradesi ile mirasın bir kısmını veya tamamını bir kişiye miras olarak bırakması ile mirasçı sıfatı kazanan kişidir. Miras bırakan, düzenleyeceği bir vasiyetname ile sadece bir kişiyi mirasçı olarak atayabilmektedir.

Miras Davası

Miras hakkında açılabilen, konusunu mirasın oluşturduğu davalar miras davası olarak nitelendirilebilmektedir. Çeşitli türde miras davası bulunmaktadır. Tenkis davası, mirasın reddinin iptali davası, vasiyetnamenin iptali gibi davalar miras davasına örnek gösterilebilir.

Miras bırakan hayattayken, yasal mirasçılarını miras paylarından mahrum bırakmak için tasarruflarda bulunmuş olabilir. Miras bırakanın hayattayken yapmış olduğu bu tasarrufların yasal mirasçıların saklı paylarını aşması durumunda yasal mirasçılar tarafından tenkis davası açılabilmektedir.

Miras bırakanın, mirasçılarını miras hakkından yoksun bırakmak için karşılıksız olarak kazandırmalar yapmış olması halinde, bu durumla karşılaşan yetkili mirasçılar muris muvazaasına bağlı tapu iptali ve tescil davası açabilmektedir.

Mirastan Mal Kaçırma Nedeniyle Tapu İptal Davaları nasıl açılır ?

Miras Davası Nasıl Açılabilir?

Miras davaları, miras bırakanın ölümünden sonra farklı durumlarda açılabilmektedir.

Miras davası açmadan önce bazı araştırmalar yapılması gerekmektedir. Dava açmaya karar vermeden önce miras bırakanın vasiyetname düzenleyip düzenlemediği araştırılmalıdır. Miras bırakanın vasiyetname düzenlemediği tespit edildikten sonra dava açmadan önce yetkili mahkeme tespit edilmelidir. Miras bırakanın vasiyetname düzenlemiş olması halinde mirasın paylaşımı vasiyetname de belirtildiği gibi olmalıdır.

Miras paylaşımı için miras davası açılması zorunlu değildir. Mirasçıların bir araya gelmesi halinde bir avukatın sağlayacağı hukuki destek ile de miras paylaşımı gerçekleştirilebilir. Bu durumda, mirasçıların hepsinin bir araya gelerek terekeyi paylaşma şekillerini kendi aralarında tartışmasız olarak belirlemeleri gerekir.

Miras Davaları Hangi Mahkemede Açılır?

Miras Davalarında Yetkili Mahkeme

Miras davası açılırken yetkili mahkemenin doğru belirlenmesi gerekmektedir. Türk Medeni Kanunu Madde 576 da “Miras, malvarlığının tamamı için miras bırakanın yerleşim yerinde açılır. Miras bırakanın tasarruflarının iptali veya tenkisi, mirasın paylaştırılması ve miras sebebiyle istihkak davaları bu yerleşim yeri mahkemesinde görülür.” şeklinde düzenlenmiştir.

Bu doğrultuda; mirasın paylaşılması, ölüme bağlı tasarrufların (vasiyetnamenin) iptali ve tenkisi, düzenlenen miras taksim sözleşmesinin geçersizliği, miras nedeniyle istihkak ile mirasçılar arasında terekenin yönetiminden kaynaklanan ve terekenin kesin paylaşımına kadar mirasçılara karşı açılacak tüm davalarda, miras bırakanın ölmeden önce son oturduğu yer (ikametgah) mahkemesi kesin yetkilidir. Örnek verilirse, muris ölmeden önce en son İstanbul’un Kartal ilçesinde oturuyorsa İstanbul Anadolu mahkemelerinde dava açılması gereklidir.

Bunların dışında, mirasçılık belgesi (veraset ilamı) alınması veya eski veraset ilamının iptal edilerek yeni mirasçılık belgesi verilmesine ilişkin davalar istenilen yerde açılabilir.

Miras Davalarında Görevli Mahkeme

Miras davalarında görevli mahkeme davanın türüne göre değişmektedir. Miras davasına konu olan tapu iptal ve tescil gibi davalarda görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. Miras davasının konusu tereke tespiti ise görevli mahkeme, miras bırakanın en son ikamet ettiği yerde bulunan Sulh Hukuk mahkemesidir.

Miras Davaları Ne Kadar Sürer?

Miras davalarının ne kadar süreceği ile ilgili kesin bir zaman verilemez. Bu tür davalarda, dava türüne göre dava sürecinin farklı olması nedeni ile dava süresi de değişmektedir. Dava süreci etkileyebilecek durumlar;

  • Miras bırakanın terekesini oluşturan malların miktarı,
  • Mirasçıların tebligat adreslerinin tespit edilme süresi,
  • Davanın görüleceği mahkemenin iş yoğunluğu,
  • Davanın miras avukatı tarafından sağlanacak hukuki destek ile takip edilip edilmemesi gibi nedenlerle miras davalarının sona erme süreleri farklı olabilmektedir.

Miras Hukuku

Türk Medeni Kanunu içerisinde düzenlenen miras hukuku; bir gerçek kişinin ölümü ya da gaipliğine mahkeme tarafından karar verilmesi durumlarında, o kişinin mal varlığının hangi oranlarda ve kimlere, ne şekilde paylaştırılacağı ile ilgili kanun ve kuralları düzenleyen bir özel hukuk alanıdır. Miras hukuku davaları ile son dönemde daha sık karşılaşılmaktadır.

Miras hukuku ana başlığı içerisinde; mirasçılar, miras bırakan, tereke, mirasın paylaşımı, vasiyetname, mirasın kazanılması ve miras ile ilgili sorumluluklar gibi farklı konular düzenlenmiştir.

Türk Hukuk Sisteminde Miras Paylaşımı

Zümre Sistemi

Miras Hukuku kapsamında bulunan zümre sistemi medeni kanunda da düzenlenmiştir. Belirtilen bu zümre sistemi ile tüm yasal mirasçılar belirlenmektedir. Tüm yasal mirasçılar bir zümre içerisinde yer almaktadır. Medeni hukuk sisteminde belirtilen zümre sistemi soy bağına göre belirlenmiştir. Zümre sistemi içerisinde yasal mirasçılar, zümre başları ile onların alt soylarının oluşturduğu yeni zümrelere ayrılmıştır. Zümre başlarının hayatta olduğu hallerde, alt soylara miras geçmemektedir. Üç farklı zümre bulunmaktadır.

Birinci Zümre:

Zümre sistemi içerisinde ilk sırada yer alan yasal mirasçılar birinci zümre olarak adlandırılmıştır. Miras bırakanın bütün alt soyları bu grup içerisinde yer almaktadır. Yasal mirasçılar içerisinde paylaşımdan ilk hak alacak mirasçılar, miras bırakanın çocukları, torunları ve onların çocukları yani alt soyudur. Miras payı içerisinde her çocuğu hakkı eşittir. Miras bırakanın çocuklarından birisinin hayatını kaybetmiş olması durumunda, onun payı kendi çocuklarına paylaştırılmaktadır.

İkinci Zümre:

Hayatını kaybeden veya gaipliğine karar verilen bir kişinin birinci dereceden zümresinin (alt soyunun) bulunmaması halinde, miras kişinin anne-babasına geçmektedir. Anne ve babasının da hayatlarını kaybetmiş olmaları durumunda miras hakkı onların alt soyuna, yani ölen kişinin kardeşlerine ve onların alt soylarına geçmektedir. Eğer anne ve babanın da mirasçıları bulunmazsa, miras üçüncü zümreye geçmektedir.

Üçüncü Zümre:

Zümre sistemi içerisinde en son hak kazanabilecek mirasçılardır. Mirasın üçüncü zümreye geçebilmesi için, miras bırakanın alt soyundan, anne - babasından ve onların alt soyundan hiçbir mirasçı bulunmamış olması gerekmektedir. Bu durumda, büyük anne – büyük baka ve onların alt soyları mirasçı sıfatını kazanmaktadır.

Zümre sistemine ilişkin ilkeler:

  • Birinci zümreden mirasçıların bulunması halinde ikinci ve üçüncü zümredekiler mirasçı olamamaktadır.
  • Miras bırakanın eşi her zümre ile birlikte mirasçı olabilmektedir.
  • Evlat edinilen kişi miras bırakanın alt soyu gibi mirasçı sıfatını kazanırken, miras bırakan evlat edindiği kişiye mirasçı olamamaktadır.
  • Bir zümre içerisinde mirasçının bulunması halinde ilk olarak o zümrenin kök başları mirasçı olacak, bu kişilerin mirasçılığına engel bir durumun olması halinde onların aly soyları mirasçı olacaktır. Zümre içerisindeki miras, o zümre kök başları arasında eşit olarak paylaştırılmaktadır.
  • Resmi olarak evli olan eşler mirasçı sıfatı kazanabilmektedir. Tarafların boşana davasının kesinleşmiş olması halinde, birbirlerine mirasçı olamazlar.

Türk Medeni Kanunu Madde 181 de “Boşanan eşler, bu sıfatla birbirlerinin yasal mirasçısı olamazlar ve boşanmadan önce yapılmış olan ölüme bağlı tasarruflarla kendilerine sağlanan hakları, aksi tasarruftan anlaşılmadıkça, kaybederler.

(Değişik ikinci fıkra: 31/3/2011-6217/19 md.) Boşanma davası devam ederken, ölen eşin mirasçılarından birisinin davaya devam etmesi ve diğer eşin kusurunun ispatlanması hâlinde de yukarıdaki fıkra hükmü uygulanır.” şeklinde düzenlenmiştir.

Miras Hukuku